Reggia di Venaria Reale, Savoy kraliyet konutlarının en büyüğü ve Avrupa'nın en görkemli Barok saraylarından biridir. Savoy Dükü II. Carlo Emanuele, 1658'de bu sarayı bir av köşkü olarak yaptırmış; izleyen yüzyıl içinde ise Versailles ile yarışan devasa bir Barok başyapıta dönüşmüştür. Tasarımında Amedeo di Castellamonte, Michelangelo Garove ve en ünlüsü Filippo Juvarra'nın imzası vardır; Juvarra'nın 80 metrelik Galleria Grande'si (sıkça Galleria di Diana olarak anılır) yapının en karakteristik mekânıdır.
Kompleks, yaklaşık 80.000 metrekarelik saray alanını, 60 hektarlık düzenli bahçeleri ve bitişiğindeki La Mandria parkını kapsar; burası bir zamanlar kraliyet av rezerviydi, şimdi ise Castello della Mandria'yı içeren bölgesel bir parktır; Victor Emmanuel II, daha sonra ikinci eşi Rosa Vercellana ile bu küçük konutta yaşamıştır. Reggia ve Castello della Mandria birbirine yaklaşık 2,5 kilometre mesafededir ve en rahat şekilde tam bir gün ayırarak birlikte gezilebilir.
UNESCO, Venaria'yı 1997 yılında, Torino çevresindeki başlıca Savoy saraylarını tek bir Dünya Mirası listesi altında toplayan "Savoy Kraliyet Hanedanı Konutları" (#823) seri alanının bir parçası olarak tescil etti. Reggia'nın restorasyonu — modern Avrupa tarihinin en büyük kültürel restorasyon projelerinden birinin ardından 2007'de tamamlandı — kompleksi, bakımsız bir eski askeri kışladan, halka açık, işleyen bir kraliyet sarayına dönüştürdü.
Uluslararası ziyaretçiler için Venaria, Torino'nun merkeziyle doğal bir ikili oluşturur: Torino Porta Susa'dan Reggia di Venaria istasyonuna SFM banliyö treniyle 13 dakika, ardından Via Andrea Mensa üzerinden 500 metrelik keyifli bir yürüyüş. Yabancı ziyaretçilerin çoğu, Torino'daki otellerinden yarım gün veya tam günlük bir geziyle gelir; Torino'nun Savoy mirasının geri kalanı — Palazzo Reale, Palazzo Madama, Stupinigi — aynı UNESCO tescili kapsamındadır ve Piedmont'ta birden fazla gününüz varsa bunları da programa eklemeye değer.